Bozcaada Maraton Notları

Merhaba ! Bozcaada’ya gidenler bilir, birinci gidişten sonra alışkanlık yapar, Datça gibi, her sene yeniden gitme hissi uyandıran bir yerdir. Gitmek isteyene bahane mi yok? Biz de üç kız arkadaş New Balance’ın Bozcaada Maratonu’na kayıt yaptırarak kendi bahanemizi yaratmış olduk.

Öncelikle belirtmek gerekirse, maraton Mayıs ayının ilk haftası olduğundan deniz-kum-güneşli bir yazıdan ziyade; gezmeli, yemeli içmeli bir yazı olacak.

Bozcaada mini minnacık bir ada olduğundan gitmeden önce kalacak yeri ve hatta (abartmıyoruz) akşam yemeği için restoranları ayarlamakta fayda var. Bizim katılmış olduğumuz maratona kayıt yaptıranlar yaklaşık 1500 kişiyi bulduğundan varış tarihine 3 hafta kala kalacak yerimizi zar zor bulduk.

Ulaşım

Ulaşım konusuna gelirsek, biz arabayla gitmeye karar verdik, çünkü Bozcaada’da eğer adayı dolaşmak isterseniz toplu taşıma çok yaygın değil, araba büyük kolaylık sağlıyor.

Beyaz yaka çalışanları olarak Cuma yarım günlüğüne izin kullanıp tam 12’de yola koyulduk. Malum İstanbul’dan çıkana kadar 1 saat trafikte oyalandığımızı da hesaba katarsak akşam 6’da Geyikli İskelesi’ndeydik. Çanakkale’den Geyikli’ye kadar çok keyifli bir araba yolculuğu yapmanız mümkün çünkü bu yol küçük taş evler ve mis kokulu gelinciklerle dolu.

Geyikli’den 19.00 feribotuyla adaya geçip otelimize yerleştik.

Konaklama

Otel hakkında kısa bilgi vermek isteriz, zira otel sahipleri fazlasıyla sevimlilerdi. Adanın merkezinde bulunan kiliseye çok yakın olan Amaranda Ada Evi’nde kaldığımız süre boyunca çok iyi ağırlandık. Mustafa ve Özlem adında genç bir çift tarafından işletilen bu otel, eskiden ev olarak kullanılıyormuş. Odalar ve otelin girişi çok şık dekore edilmiş, her türlü detay ince ince düşünülmüş.

Bozcaada

Bozcaada’nın merkezinde yan yana ve çoğunlukla birbirine benzeyen küçük balık restoranları var. Cuma akşamı bunlardan biri olan Simyon Meyhane’de yemek yedik, belki restoranın büyüklüğü belki de o gün adanın çok kalabalık olmasından dolayı servis biraz yavaştı. Zaten hava da şansımıza yağmurlu olduğundan çok fazla oturmadık, ilk akşamın yorgunluğundan da olabilir otelimize geçip yarınki yarış için dinlenmeyi tercih ettik.

Ada sabahına uyanmak çok güzel bir his, temiz hava, pencereden bakınca görünen yeşillik İstanbul’da çok da alışık olduğumuz bir manzara olmadığından insana çekici geliyor.

Oteldeki sabah kahvaltısı, adadaki birçok otelde olduğu gibi yine ev yapımı reçellerle, taze gıdalardan oluşuyordu. O güne özel Özlem Hanım taze kek de pişirmişti, buradan tekrardan ellerine sağlık diyelim 🙂

Bozcaada Maratonu

Cumartesi kahvaltının ardından adanın merkezinde kurulan stantlara gidip göğüs numaralarımızı aldık. New Balance bu etkinliği iyi organize etmiş, maratondan önce genç bir orkestra da orada mini bir konser verdi.

Konserden sonra eğitmenimiz eşliğinde ısınma hareketlerini de tamamlayıp start alanına doğru ilerledik.

Maraton, 21km ve 10km’lik iki parkurdan oluşuyordu, biz tabi ki de 10km’lik olana katıldık 🙂

Maraton çok keyifli geçti, ara ara yürüdük, ara ara koştuk ama sonunda 10km’yi tamamladık. Şunu da belirtmek gerekir parkurumuz üzerinde yer alan otellerin çalışanları olduğunu düşündüğümüz bir grup kendi otelleri önünde bizi gidişte ve dönüşte bol bol alkışladılar, motivasyon konusunda ada halkı tüm koşucuların yanındaydı diyebiliriz 🙂

Maratonun ardından duş alıp biraz dinlendikten sonra yine akşam yemeği için restoranların olduğu Rum Mahallesi’nde bulunan Güverte Restoran’da buluştuk. Burası daha küçük bir işletme olduğundan ilk akşamki restorana göre daha çok beğendik.

Son Gün Ada Gezisi

Pazar günü planımız arabayla mini bir ada turu yapıp, İstanbul’a götürmek için hediyelik eşya ve  şaraplarımızı alıp yemek yedikten sonra yola çıkmak oldu. Hediyelik ve eski eşyalar bulabileceğiniz birkaç küçük dükkan var adada, her zevke göre bir şeyler bulmak mümkün buralardan.

Mayıs ayının ilk haftası olduğundan ada sahillerini gezerken elbette denize giremedik fakat şansımıza güneş vardı, biz de ayaklarımızı adanın buz gibi sularına soktuk, en azından hevesimizi almış olduk 🙂

Denize giremesek de ada havası almak, üzüm bağlarının arasından geçmek gerçekten insanı dinlendiriyor.

Pazar öğlen yemeği için bu defa yine restoranlar bölgesinde yer alan Ada’m Restoranı seçtik ve buraya akşam için rezervasyon yaptırmadığımız için biraz pişman olduk.

Dekorasyonunu çok beğendiğimiz bu restoranda yediğimiz yemekler ve yemeklerin sunumu diğer restoranların bir adım ilerisindeydi diyebiliriz. Özellikle Akdeniz Tabağı’nı ve Erişte’sini denemenizi öneririz.

Güzel bir öğle yemeğinin de ardından 16.00 feribotuyla adadan ayrıldık. Bu yazım maraton ağırlıklı olduğundan adaya özgü bazı şeylerden hiç bahsetmedim, bazılarını ise özet şeklinde geçtim.

Biz Bozcaada Maratonu’nu çok beğenmiştik, umarım siz de yazıyı beğenerek okumuşsunuzdur.

Hoşçakalın !

Tags: ada'm restoran, amaranda ada evi, blog, bozcaada, bozcaada maratonu, bozcaada rehberi, canakkale, gezi, gezi blogu, gezi rehberi, guverte restoran, new balance maratonu, oneri, restaurant, seyahat, seyahat blogu, seyahat rehberi

Related Posts

Previous Post Next Post

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

0 shares