Madain Salih ve Hicaz Demiryolu Gezi Notları

Merhaba ! 2014 Mayıs ayında yaptığımız Madain Salih ve çevresi gezi notlarımızı paylaşmak istedik, umarım beğenirsiniz.

Kuşkusuz sadece şuanda üzerinde yaşayanlar için değil tüm insanlık için büyük anlamlar ifade etmekte olan Ortadoğu, tarihsel kökenleri dolayısı ile insanlığın doğuşu ve gelişimi sürecinde büyük zaferlere, büyük mağlubiyet ve yok oluşlara şahitlik etmiş bir coğrafya. Bu zafer ve mağlubiyetler Ortadoğu tarihinde sahnelenirken bir yandan da insanlık hazinesine de derin ve büyük eserler bırakmıştır.

Diğer yandan teolojik olarak ele alındığında silinip giden, günümüze kalamamış dinleri ve inanışları saymasak bile hala yaşayan ve bir kısmı evrenselleşmiş dinlerin ortaya çıktığı bir yer Ortadoğu. Suudi Arabistan da bu bağlamda ele alındığında ilk olarak akıllara İslam’ı çağrıştırsa bile İslam öncesinde de üzerinde başka peygamberlere ve dinlere ev sahipliği yapmıştır. Fakat semavi olsun ya da olmasın Suud Ailesi ve onların düşünce sistemi (Vahhabilik) bu topraklara yerleştikten sonra toplumun inanç ve tarihsel algısı noktasında köklü değişiklik yapılması amacı güdülerek birçok eser ve kalıntı maalesef ortadan kaldırılmış. Bu gözü kör yaklaşımdan kendini bir şekilde kurtarmış olan Mada’in Saleh (ya da Madain Salih) ve yol güzergahımız üzerindeki Hicaz Demiryolu’ ndan kalma bazı istasyonları görme şansımız oldu.

Çok kısa şekilde Madain Salih’ten bahsedecek olursak: Madain Salih Suudi Arabistan’ın Medine Bölgesinde, Medine şehrinin 370 km kuzeyinde İslam öncesi (MÖ 400 ile MS 106) yaşamış Nebati Krallığı döneminde yapılmış arkeolojik sit alanı. Şuanda hayal etmesi zor olsa dahi bu bölge bir zamanlar yeşilin hakim olduğu, verimli topraklar sahip bir bölge iken günümüzde çölle kaplanmış durumda. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından koruma altına alınmış bu bölge etrafı çöl kumu ile çevrili irili ufaklı tepelerden oluşuyor. Bölge Kuran’da da bahsi geçen Semud kavmi ve bölgeye ismini veren Salih peygamberin yaşadığı yermiş. Kavmin tarihten silinmesi ve bölgenin az önce bahsettiğim yaşanılabilir özelliğinin yok olması ile birlikte bu bölge ıssızlaşmış. En yakın şehir merkezi epey ufak bir yer olan Al-Ula kenti.

Biraz bizim gezimizden bahsetmek gerekirse, iş nedeniyle bulunduğum Suudi Arabistan’da (Medine) haftanın tatil günü Cuma olması nedeniyle Perşembe geceden Medine’den yola çıktık. Yaklaşık beş saatlik yolculuğun ardından Al-Ula kentine vardık. Bu kentin hemen merkezinde toprak evlerinden ihtiva, terkedilmiş çok enteresan bir alan vardı. Bu kentte Arabistan’da biraz zor denk geleceğiniz şekilde ekseriyeti hurma ağacından olmak üzere yeşili görmek güzel bir duygu yaşatıyor. Bu kentin dibindeki tarihi kaleye çıkıp ufak bir seyir yaptıktan sonra Madain Salih’e doğru yola çıktık. Fakat antik bölgeye geldiğimizde bizim için pek hoş olmayan bir sürprizle karşılaştık. Sit alanına giriş yapacağımız kapı kapalıydı ve Cuma namazından sonra açılacağını öğrendiğimizde sabah saat 8 civarıydı ve etrafta herhangi bir dinlenme, yeme içme yeri olmadığından namaz sonrasına kadar çöl sıcağında arabanın içinde uyumaya ve dinlenmeye çalıştık. Bizim gibi bu şekilde gelip geri dönen epey insan oldu maalesef. Bu durum, o ülkede yaşasak dahi pek ön görebileceğimiz bir şey değildi.

Öğleden sonra içeri girmeyi başardıktan sonra 40-45 derece arasındaki çöl sıcağı eşliğinde gezimize başladık. Bir kısmını araba ile bir kısmını ise yürüyerek gezebildiğiniz bu yerde gerçekten insanı hayrete düşürebilecek yapılar var. Boyutları, işçiliği ile şaşırtan kaya-dağ oymaları ve bu oymaların içerisinde yapılmış tekli ya da grup halinde yüzden fazla mezarlık var. Dönemin önde gelenlerinin ölümlerinin ardından merasiminin yapıldığı ve cesetlerinin bırakıldığı yapılar bunlar. Kayaların dönemin olası şartları düşünüldüğünde 15-20 metreyi bulabilen bu kayaları adeta jiletleme yaparcasına fazlasıyla düzgün bir şekilde şekillendirmiş olmaları, kesilmiş kayaların üzerine yaptıkları işleme ve hatlar gerçekten hayret verici.

Diğer bir konuda bölgede etkili olan çöl rüzgarı, yağmur gibi iklim koşullarının bu tepelerde yarattığı etki. Aşınma ile birlikte bilhassa ufak tekil tepelerin oluşturduğu doğal şekiller gelenlerin dikkatini çekiyor. Bunlardan en garibi buraya gittiğinizde muhakkak görmeniz gereken kabaca fili andırdığı için gelenlerin “fil kayası” diye adlandırdığı tepe.

Bölgenin geniş ve havanın da yüksek sıcaklıkta olmasından dolayı tüm oyma yapıları ve mezarları gezmek ciddi sabır istiyor. İşin bir diğer gerçekçi yanı da şu ki; eğer orada gezerken yapılar ile ilgili ciddi bilgi sahibi değilseniz bir zaman sonra az önce bahsettiğim hayret verici, şaşkınlık haline alışıyor ve yavaştan sıkılmaya başlıyorsunuz. Daha önce yurtiçi ve yurtdışında antik eserlerin sergilendiği bölgelerde yaptığımız gezinti sırasında karşılaştığımız; geziniz süresince, öncesinde ya da sonrasında edinebileceğiniz bilgilendirici doküman ya da oraya has hediyelik eşya satan herhangi bir yer olmaması da garip gerçekten. 2-2,5 saatlik bir gezi ardından dönüş yoluna geçmeden öne bulunduğumuz yerin yakınındaki II. Abdülhamit’in yapımını başlattığı fakat daha sonra yıkılıp tekrardan restore edilen Hicaz Demiryolu’nun Al-Ula İstasyonunu gezme fırsatımız oldu.

20. Yüzyılın hemen başında başlatılan Şam- Mekke arasını raylı sistemle birbirine bağlayacak Hicaz Demiryolu projesi, sultanın büyük gayretler göstermesine rağmen tamamlanamamış ve ancak Medine’ye kadar gelebilmiştir. Osmanlı’nın içine düştüğü zor durum ve bölgedeki ayrılıkçı ve ya dinsel kökenli ayaklanmalarla sekteye uğramış. Daha sonra bölgenin Osmanlı’nın elinden çıkmasıyla birlikte zamanla devre dışı bırakılmıştır. Madain Salih’e yapılmış istasyon, demiryolu ortadan kaldırılmış, istasyon da yıllarca harabe halde bırakıldıktan sonra yakın zamanda bir yenileme ve çevre düzenlemesi ile daha gezilebilir bir hale getirilmiş. İstasyon çevresinde sembolik birkaç tane lokomotif, vagon ve kısa da olsa eski raylarla döşeli bir yol var. Binalardan bir tanesi istasyonun kullanıldığı dönemdeki haline benzetilmek istenmiş ve içine o dönem eşyaları yerleştirilmiş. Bir diğer bina ya da atölye de diyebileceğimiz bir kısım var; içinde restore edilmiş lokomotif ve vagonlar bulunuyor. İstasyon bölgesi ülke şartları ve tarihi eserlere verilen önem de göz önünde bulundurulursa nispeten güzel bir müze bölgesi olmuş.

Madain Salih; hac ya da umre ziyareti dahilinde görülebilcek yerleri saymazsak Suudi Arabistan’da gezilip görülebilcek bir kaç yerden biri. Fakat nacizane tavsiyem; ülke iklim şartları gözönünde bulundurulduğunda denk getirilmesi pek kolay olmasa bile gezinin açık havada yapilacak olmasından ötürü daha serin havalarda gidilmesi ve ayrıca gitmeden önce ufak çaplı bilgilendirici bir araştırma yapılmasıdır.

Umarım bu yazı faydalı olmuştur ve keyifle okumuşsunuzdur, bölgeyle ilgili sorularınız için iletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.

Hoşçakalın !

Tags: al ula, blog, fil kayasi, gezi, gezi blogu, gezi rehberi, hicaz, hicaz demiryolu, madain salih, medine, nasil gidilir, nebati kralligi, oneri, salih peygamber, semud, seyahat, seyahat blogu, seyahat rehberi, suudi arabistan

Related Posts

Previous Post Next Post

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

0 shares