Belgrad Gezi Notları

Merhaba, Beyaz Şehir olarak geçen Belgrad, her köşesinde sevimli kahve dükkanları bulunan, eğlenmeyi bilen ve uzun boylu insanlar şehri…

Belgrad Ulaşım

T.C. vatandaşlarına vizesiz seyahat imkanı sunan Sırbistan’ın başkenti Belgrad’a Şubat ayının ilk haftasında Pegasus Havayolları ile gittik. Uçak yolculuğu yaklaşık 1saat 40dakika sürüyor, Belgrad saati İstanbul’a göre bir saat daha geriydi.

Öncelikle uçaktan indiğinizde polis memurları karşıladı bizi, neden geldiğimizi, otel rezervasyonlarımızı, daha önceden Avrupa’da bulunup bulunmadığımızı ve yanımızda ne kadar nakit olduğunu sordular. Bu sorulara hazırlıklı gittiğiniz takdirde geçişinize izin veriyorlar ve gişelerdeki pasaport kontrol polislerine yönlendiriyorlar. Bu gişelerde detaylı soru sorulmuyor, formalite gereği gerekli işlemler yapılıp geçişimize izin verildi.

Havaalanından çıktığımızda taksi diye reklam yapan taksiciler karşıladı bizi. Havalimanından şehir merkezine yaklaşık 15€ tutuyormuş ama biz onun yerine bir miktar Euro’yu havaalanında RSD (Sırbistan Dinarı)’na çevirip A1 numaralı otobüse bindik. İndiğimiz meydanda da otele kadar taksi ile gittik.

Belgrag Gezilecek Yerler

Belgrad’a varışımız öğleden sonra olduğu için ilk gün otele yerleşip genel olarak şehri ve caddelerini anlamaya çalıştık. Knez Mihelova en meşhur ve İstiklal Caddesi’ne benzetilen caddesi, cadde boyunca birçok alışveriş yapılacak dükkanlar ve kafe-restoranlar var. Alışveriş denilince çok çok ünlü markalar aklınıza gelmesin, İstanbul’da yaşayan biriyseniz alışveriş yapma açısından çok da zengin bir şehir olmadığını fark edeceksinizdir. Bu cadde üzerinde Snezana’da kahve içtik, yine bu cadde üzerinde dünyanın birçok yerinde zincir restoranı bulunan Vapiano’da makarna ve pizza denedik.

Yine bu caddenin üzerinde kahve içmek için Boutique adlı kafe var. Genelde Belgradlılar bu tarz kafelerde kahve içerek sohbet ediyorlar, en çok dikkatimizi çeken bir nokta da bunu yaparlarken neredeyse hiçbiri telefonla uğraşmıyor. Akıllı telefon kullanımının oldukça düşük olduğunu gözlemledik.

Şehirde turistik yerler aslında kısıtlı, görülecek yerlerden biri de Aziz Sava Katedrali (Cathedral of St. Sava). Biz buraya yağmurlu bir günde gittik ve gittiğimiz tarihte katedralde restorasyon çalışmaları vardı. Içerisi neredeyse tamamen boşaltılmıştı, dolayısıyla içerisinden çok bir şey anlayamadık fakat katedralin dıştan görünüşünün etkileyici olduğunu söyleyebiliriz.

Knez Mihelova Caddesi’nin sonu Belgrad’ın en turistik noktalarından biri olan Kalemegdan’a çıkıyor. Kalemegdan yemyeşil bir park, iki tane kocaman nehir ve ihtişamlı bir kalenin birleşiminden oluşuyor denebilir. Belgrad’da parklar gerçekten çokça yerde karşımıza çıkıyor. Biz Şubat ayında gittiğimiz için hava biraz serindi, kar yoktu ancak aksine Kalemegdan’ı gezdiğimiz gün pırıl pırıl güneş vardı, bu da bizim şansımızdı sanıyoruz.

Birçok Balkan ülkesinde olduğu gibi buranın da tarihi, savaşlarla dolu olduğundan savaş zamanına ait bazı tanklar ve toplar sergileniyor kalenin içerisinde. Hatta Askeri Müze de bu kale içerisinde bulunuyor, bu müzede de savaş zamanına ait birçok eşya görülebilir.

Bizi kaleden çok önündeki yeşil park alanı ile Tuna ve Sava nehrinin birleştiği manzara etkiledi. Eğer hava güzelse bu parkta oturulup bu iki nehrin birleşimini izleyip saatlerce keyifli vakit geçirebilirsiniz. Bu arada burası ile ilgili bizim anladığımız sadece turistik bir yer olmadığı, Belgradlıların da güzel havalarda buraya gelip açık havada dolaşmaya çıktıkları veya spor yaptıkları görülebilir.

Belgrad Mutfağı ve Eğlence

Yeme – İçme

Yugoslav mutfağına sahip birçok restoranın bulunduğu aynı zamanda Bohem Cadde diye de anılan Skararlija Caddesi’nde en az bir akşam mutlaka zaman geçirilmeli diye düşünüyoruz. Burası çok eski zamandan kaldığı belli olan taşlardan oluşan dar bir cadde. Tatilimiz süresince bu caddede bulunan Dva Jelena ve Velika Skadarlija’ya gitme fırsatımız oldu, bu iki restoranda da canlı müzik eşliğinde Balkanların meşhur yemekleri (özellikle cevapi) tadılabilir. Dva Jelena’ya ilk akşam gittik, hafta içi olduğundan çok kalabalık değildi, bizim gibi iki masada daha Türkler vardı. Canlı müzik yapan 5-6 kişiden oluşan bir müzisyen grup var, her masanın yanında durup ikişer üçer şarkı çalıp söylüyorlar, bizim de İstanbul’dan geldiğimizi öğrenince bir jest yapıp “Üsküdar’a Gider İken” ve “Yangın Var” şarkılarını Türkçe söylediler.

Başka bir akşam ise Velika Skadarlija’ya gittik, bu restoranı kaldığımız yerin sahibi Uros önermişti, çok da memnun kaldık. Burası Cuma akşamı gittiğimizden dolayı belki daha kalabalıktı. Burada da aynı konseptte bir müzisyen grup çalıyor söylüyor, bu defa tüm şarkılar Sırpça idi. Bu iki ortam da bizim fasıl – rakı masası eğlencelerine çok benziyor. Masalarda mezelerle birlikte ana yemekler yeniyor, kadehler tokuşturuluyor ve gecenin sonuna doğru herkes masalarından kalkıp dans ediyor. Her iki restoranda da çok kibar garsonlarla karşılaştık, genel olarak yemekler ve içki fiyatları İstanbul standartlarının altında, rezervasyon yaptırılarak gidilmesinde fayda var. Ucuz ve keyifli bir akşam yemeği yenebilir bizce.

Skararlija Caddesi gibi yine meşhur olan caddelerinden birisi de Belgrad’ın Silikon Vadisi diye bilinen Strahinica Bana Caddesi. Bu caddede de seyrek aralıklarla sağlı sollu restoran, bar ve kafe bulunuyor. Bir akşam yemeğimiz için de bu cadde üzerindeki İtalyan restoranı olan Duomo Pizzeria’yı deneme fırsatımız oldu, içerisindeki kırmızı ekose örtüleri ve inanılmaz yardımsever garsonları ile bizde güzel anılar bıraktı. Belgrad’da neredeyse bütün et yemekleri domuz etinden yapılıyor, bu restoran bize domuz eti yerine diğer etleri de sunan tek restorandı.

Eğlence

Eğer akşam yemeğinden sonra geceye biraz daha devam etmek isterseniz buradaki Soho adlı bara gidilebilir. Ferah ve şık bir tasarımı olan Soho’ya rezervasyonsuz gitmemize ve içerisinin kalabalık olmasına rağmen bize güzel bir yer ayarladı çalışanlar. Burada da Türkçe kelime bilen garsona denk geldik, bize sürekli “şerefe, şerefe” diyerek servis yaptı :). Belgrad’a gitmişken bu cadde de görülmesi gereken yerlerden, özellikle hafta sonunda gidiliyorsa mekanlara rezervasyon yaptırılmasında yine fayda var.

Belgrad, gece hayatıyla ün yapmış şehirlerden birisi. Burada yaşayan ve turist olarak gelmiş insanlar bunun farkındalar ve tadını çıkartmaya çalışıyorlar. Ayrıca bu tarz bir yaşam şekline rağmen Belgrad sokaklarının ve insanların güvenli olduğunu söyleyebiliriz. Gece geç saatlerde alışık olmadığımız şekilde kadınların sokaklarda yalnız ya da grup halinde rahatça gezdiklerini bizzat gözlemledik. Biz de Belgrad’ın gece kulüplerinin meşhur olduğunu duymuştuk, yine Uros’un önerdiği ve bizim için rezervasyon yaptığı Mr. Stefan Braun’a (rezervasyonsuz içeri alınmıyormuş) gittik. Eski şehir bölgesinde yer alan bu mekanı bir turist olarak tek başına bulması biraz zor fakat elinizde adresle ya da taksici vasıtasıyla daha kolay bulabilirsiniz. Yüksek katlı bir binanın 9. katında bulunan bu kulübün kapı açılış saati 11 buçuk. Biz gittiğimizde saat 12 olmasına rağmen mekanın yarısı boştu. Biraz beklemek gerekiyor zira saat 1 gibi kalabalıklaşan kitlesi ile farklı bir atmosfer oluyor. Daha önce de dediğimiz gibi burada insanlar eğlenmeyi seviyorlar. Electro house müziklerle dans ve eğlence sabahın ilk ışıklarına kadar kesintisiz devam ediyor, biz sabahın ilk ışıklarına kalmasak da burada da keyifli vakit geçirdik.

Konaklama

Son olarak; kaldığımız yer Twin Apartments’dı, son derece memnun kaldık. Bir aile işletmesi olan bu yerin esas yürütücülüğünü Uros adında genç bir çocuk yapıyor, bizi o karşıladı. Her sabah kahvaltımızı getirdi, bazı restoran ve gece kulüplerine bizim için rezervasyon yaptı, şehir hakkında önerilerde bulundu, kısacası çok yardımcı oldu. Hatta seyahat süresi boyunca aramızda doğum günü çocuğu olduğundan, o sabah doğum günü pastası ve kendi üretimleri olan şaraptan bir şişe hediye ettiler. Bu sürprizlerini çok sevimli bulduk.

Genel olarak Belgrad vizesiz gezilebilecek, hafta sonunu Cuma ile birleştirip kaçılabilecek güzel bir şehir. Biz şartlarımız gereği Şubat ayında gitmiş olsak da tatilin yaz mevsiminde daha güzel olacağına inandığımızdan yazın gidilmesini tavsiye ederiz.

Umuyoruz ki bu yazımız faydalı olmuştur. Diğer Avrupa yazılarımızı okumak için burayı tıklayabilirsiniz.

Hoşçakalın !

Tags: belgrad, belgrad gezi notlari, belgrad gezi rehberi, blog, gezi, gezi blogu, gezi rehberi, oneri, seyahat, seyahat blogu, seyahat rehberi, sirbistan, sirbistan gezi notlari, sirbistan gezi rebheri

Related Posts

Next Post

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

0 shares