Münih Gezi Notları

Merhaba ! Haziran ayında gerçekleştirdiğimiz Münih gezimize beklentimiz çok düşük geldik ancak şehir bizi çok iyi karşıladı. Biz Haziran ayının sonunda gittiğimizden en uzun gündüzleri yaşadık, Katar’da 6’da kararan havadan sonra bizim için bir nimetti bu. Akşam dokuz buçuk – ona kadar aydınlık ve serin havanın tadını çıkarttık.

Makinanın azizliğine uğradık bu yüzden bazı resimleri ütüyle çektik

Çok turistik olduğunu söylemek doğru olmaz ama gezmelik değil yaşamalık yerlerden burası da. Sokaklarında bunaltmayan bir kalabalık vardı, şehir canlı ve dopdoluydu. Havanın da güzel gitmesi cabası oldu.

Belediye Başkanı konuşma yapıyordu

Biz gittiğimizde festival mı  vardı, yoksa yaz aylarında normalde de hep böyle mi bilmiyoruz ama her bir meydanda sahne kurulmuştu ve canlı müzik eşliğinde sokakta insanlar eğleniyordu.

Marientplatz’da konser

Biz de bunu değerlendirdik ve şansımıza hava da güneşli olunca zamanımızın çoğunu sokaklarda gezerek ve bu konser alanlarında eğlenerek geçirdik. Gündüz capcanlı olan sokaklar aksam sekizden sonra büyük oranda boşalıyor, sebebi de tüm dükkanların sekiz gibi kapanması.

Münih’te neredeyse her bir ağaç altına bira bahçesi yapmışlar. Gezerken çokca denk geldiğimiz bu bira bahçeleri de her daim kalabalıktı, October Fest zamanını hayal edemedik 🙂

Şehir içindeki bira bahçelerinden biri

Münih’te Ulaşım

Havaalanından Ulaşım

Havaalanından şehre gelirken S1, dönerken de S8 hattını kullandık, her ikisi de merkez tren istasyonunda (Haupthbanhof) duruyor. Gece seyrek olsa da bu hatlar faaliyet gösteriyor, saatlerini kontrol etmekte fayda var. Belirtilen hatlarda trenin arka kısmına binmek gerekiyor, belli bir durakta tren ayrılıp iki farklı yere gidiyor. Buna dikkat etmek gerek.

Şehir içi Ulaşım

Şehir içi ulaşım ise Münih’teki en kolay şeylerden biri, günlük, 48 saatlik veya 72 saatlik sınırsız kullanılan biletler var. Bittiği günün ertesi sabah 6’sına kadar geçerli oluyor, biz 48 saatlik bilet aldık. Neredeyse her yere metro hattı var, U tabelası gördüğünüz her yer metro girişi zaten.

Gamze The Blogger pozu :p

Sistem biraz karışık geldi ilk başta ama bir iki binmeden sonra alıştık. Tüm şehri yürüyerek gezmek bize pek gerçekçi gelmedi, belki bir haftamız olsa evet ama sınırlı günü olanlar için kesinlikle metroyu öneririz. Metro kullanımı dışında zaten birçok yere yürümek mümkün ama zaman kazanmak istiyorsanız kesinlikle metro.

Münih’te Konaklama

Münih gezimiz boyunca Arthotel Ana Diva’da kaldık. Otelin temizliği, konumu, güvenli bölgede olması vs. her açıdan hoşumuza gitti. Zaten Avrupa’da otellerin lokasyon ve temizlik dışında çok bir önemi yok bizce ancak fikir vermesi açısından memnun kaldığımızı da söylemek istedik.

Münih’te Gezilecek Yerler

Marientplatz

Münih’in kalbi, buraya gelindiğinde uğranan ilk durak burası. Biz de herkes gibi ilk gün burayı gördük. Burası küçük ama canlı, sevimli ve her daim kalabalık bir meydan.

Marientplatz her daim kalabalık

Yeni Belediye Binasında (New Town Hall / Neues Rathaus) saat başı kuklalarla mini bir gösteri oluyor, tüm kalabalık bu gösteri için saat başı binanın etrafına toplanıyor.

Biz gösteri zamanından 10 dakika önce gidip alanda yerimizi aldık. Gösteriden sonra kalabalık biraz da olsa dağılıyor, fotoğraf çekilmek isteyenlerin dikkatine 🙂

Yine burada bölgenin en eski kilisesi olan St. Peters Kilisesi (Alter Peter) bulunuyor, 91 metre uzunluğunda ve gotik mimarye sahip bu kiliseyi de görmenizi öneririz.

St. Peters Kilisesi

Klasik her Avrupa şehrinde olduğu gibi görkemli bir kilise, es geçmeyin bizce.

St. Peters Kilisesi

Deutsche Museum

6 katlı, her bir katında astronomi, fizik, elektrik, otomobil, seramik, cam bilimi gibi farkli dallarda bölümler bulunan teknoloji ve icatlar müzesi.

Müzede hem Alman tarihinde yapılan hem de Amerika veya diğer Avrupa ülkelerinde yapılan icatlar eğlenceli ve öğretici bir biçimde sergileniyor.

Çoğu şey Almanca olarak açıklanmış, bazılarında İngilizce açıklama da mevcut. Az İngilizce açiklama olmasına rağmen biz gezerken çok keyif aldık. Daha çok çocuklar ve gençler için yapılmış olan basit fizik bilgilerinin öğretici şekilde anlatan makinalar da müzede yer almaktaydı.

Temel elektrik devrelerini anlatan makinalar

Bu müzeyi gezince Almanların nasıl ilim irfan içinde büyüdüklerini de görmüş olduk, bilimi lisede formül ezberleterek değil de çocuk yaştan oyunlarla eğlenceli bir şekilde öğretiyorlar.

Müzenin içinde bir de çevre bölümü var, özellikle görülmesini tavsiye ederiz. Burası da geri dönüşümün, yenilenebilir kaynaklari kullanmanın önemini istatistiklerle akılda kalıcı bir şekilde anlatan bir bölüm olmuş. Katar’da yaşanan hayat (Toplu taşıma olmaması, 50 derecelik havada dış mekanı soğutmak, geri dönüşümün olmaması vs.) ile burada anlatılanları karşılaştırınca üzülmemek elde değildi.

Sonuçta birer mühendis olarak bizler bu müzeyi çok beğendik, gitmek isteyenlere öneririz.

English Garden

Münih gezimiz boyunca belki de en keyifli zaman geçirdiğimiz yer burası oldu. Şehrin içerisinde kocaman bir park burası. Oturanlar, güneşlenenler, yürüyenler, spor yapanlar, kısacası herkesin zaman geçirebileceği tertemiz bir park.

Aynı zamanda içinde bulunan bira bahçeleri ile de meşhur. Biz Seehaus bira bahçesine gittik, gölet kenarında açık havada bizdeki çay bahçelerinin bira versiyonu.

Seehaus Beer Garden’da akşamüstü

Cuma aksam üzeri gitmiştik, hava da güzel olunca oldukça kalabalıktı. Sanıyoruz ki iş çıkışı gelinen bir buluşma noktası burada yaşayanlar için. Yaklaşık iki saat zaman geçirdik, bol bira eşliğinde güneş batırmak için ideal bir yer.

Universtad Bölgesi

Burası adından da anlaşılacağı üzere üniversite bölgesi, bir başka deyişle elini atsan hipstera çarpar bölgesi.

Say it out loud etkinliği düzenlenen bir kitap kafe

Bizim gitmediğimiz ama görülmesi gereken yerlerden biri olarak anlatılan Pinakothek de bu bölgeye yakın. Sokaklarda çesit çesit kafe ve restoran vardı, biz gittiğimizde hava çok güzel olduğu için sokaklarda uzun uzun dolaştık. Biraz yorulunca da bir dondurmacıya oturduk, burada bir Türkle karşılaşmamız ve biraz sohbet etmemiz hoş bir anı oldu bizim için. Tamamen tesaduf eseri girdigimiz Gecobli Gourmet Gelateria‘nın Münih’teki en güzel dondurmacı oldugunu söyledi bize, böylelikle burayı da belirtmiş olalım. Biraz sohbet ettik, o Münih’te biz de Katar’da yaşamı anlattık birbirimize ve sonrasında vedalaşıp yolumuza devam ettik. Bizim icin hoş bir sohbet oldu.

Gartnerplatz

Münih gezimiz boyunca gördük ki şehir genel olarak aynı tipte meydanlardan oluşmuş, bu meydan da sevdiğimiz meydanlardan oldu. Gündüz vakti sağlı sollu kafeleri, ikinci el dükkanlarıyla dolaşması keyifli bir yer. Akşam sekizde tüm dükkanlar kapanınca da açık olan yerlerde veya meydandaki çimlerde oturup sohbet etmek mümkündü gördüğümüz kadarıyla. Biz girmedik ama Cafe Gina Nido adlı yer buradan geçerken farkettiğimiz en canlı mekandı, akşam bir şeyler içmek isteyenler olursa diye linkini buraya bırakmış olalım.

Viktualienmarkt (Lokal Pazar)

Gezimiz sırasında açık havaya kurulan sevimli lokal bir pazara da denk geldik. Gittiğimiz yerlerde yerel pazarlari görmek hoşumuza gidiyor.

Kabin bagajıyla gelmemiş olsaydık muhakkak bir şeyler alırdık ama bu defa fotoğraflarını çekmekle yetindik.

Munih’te Yeme – Içme

Andy’s Krablergarten

Münih’e geldiğimiz ilk gün akşam yemeği için yine önceden internette sıkça rastladıımız şinitzelciye geldik. Sakin bir arka bahçesi olan, yemekleri son derece lezzetli bir restoran burası.

Biz ilk gün yol yorgunluğu ve açlığıyla hepsini yedik ama porsiyonlari çok büyük bunu dikkate almanızı öneririz 🙂 Biz Bavyera şinitzel ve two fried eggs şinitzel yedik.

Eğer buraya gitmek isteyen olursa şinitzelin yanında side dish olarak patates kızartması yerine patates salatası söylemenizi de ayrıca öneririz.

Cotidiano Gärtnerplatz

Münih’te kahvaltı denince ilk burası önerildiğinden biz de ikibiletblog olarak eksik kalmak istemedik ve bir sabah kahvaltımızı burada yaptık 🙂 Klasik kruvasanlı avrupa kahvaltısına göre daha zengin yumurtalı seçenekleri de vardı. Sipariş verdiğimiz her şeyden memnun kaldık.

Hem pastane gibi hem de çok çeşitli kahvaltı seçenekleri var

Sabah yedi buçukta açılıyor, biz de sekize doğru gitmiştik, dokuz buçuktan sonra kalabalıklaşmaya baslamıştı. Kahvaltı için yer arayanlara gönül rahatlığıyla tavsiye ederiz.

Bira Evi – Hofbräuhaus

Burası turistik ve tarihi geleneksel Alman bira evi. Paylaşımlı kocaman masalarda litrelik bira içilirken bir yandan orkestra eşliğinde Alman marşlari çalınıp söyleniyor.

Bavyera müzikleri arka fonda

Özellikle Münih’te yaşayanlar daha milliyetçi oldukları için bu tarz geleneksel yerleri Berlin’den ziyade burada görmek daha güzel. Yine burada Bavyera Bölgesi’ne özgü geleneksel kıyafetlerle garsonlar servis yapıyordu.

Litrelik bira

Bu bira evi, sadece iç mekanda değil, geniş bir avlu ve büyük bir bahçede de hizmet veriyor.

Arka bahçesi

Bavyera ruhunu hissetmek için gelinmesi gereken yerlerden bir tanesi bizce.

Maelu

Teknoloji Müzesini gezdikten sonra biraz dinlenmek için oturduğumuz sokakta masa ve sandalyeleri olan tatlıları güzel bir kafeydi burası.

Sorduğumuza göre elmalı tatlıları meşhurmuş, biz de denedik ve beğendik. Hava güzelken açık havada oturup caddeden geçen insanları izlemek keyifliydi.

Kapanış

Toplamda bir buçuk gün geçirdiğimiz Münih beklentimizin üzerinde çıkarak bizi son derece memnun etti. Burası spesifik turistik bir adresten ziyade Bavyera turunun bir durağı veya bizim gibi uygun saatte Berlin’e uçak bulamayanlar için bir dinlenme noktası olarak düşünülebilir. Keyifli anılarla akıllarımızda kalacak sevimli bir Bavyera şehriydi Münih bizim için, görmek isteyenlere tavsiye ederiz.

Diğer Avrupa yazılarımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Hoşçakalın !

Tags: almanya, bavyera, gezi, gezi notlari, gezi rehberi, münih, münih gezi, seyahat, seyahat rebheri

Related Posts

Previous Post Next Post

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

20 shares